Çocukların Gözünden Kaçan Ama Büyükleri Perişan Eden 8 Trajik Pixar Sahnesi


Sonsuza kadar mutsuz yaşadılar.

Bir çocukla beraber Pixar filmi izlediniz mi hiç? Aşırı derecede sinir bozucudur…

Bütün film boyunca gülüyorlar ve dans ediyorlar. Canlı renkler ve sevimli seslerden dikkatleri dağılıyor ve her yeri patlamış mısır yapıyorlar. Sanki bu filmlerin amacı neşelendirmek ve umutlandırmakmış, mutlu filmlermiş gibi davranıyorlar. Sanki bu filmler onlar için yapılıyormuş gibi…

Tabii ki bizler, yetişkinler, bunu daha iyi biliyoruz. Pixar’ın asıl amacının sizi depresyona sürüklemek olduğunu, animasyon stüdyosundan çok bir bunalım fabrikasına benzediğini biliyoruz. İşte çocukların gözünden kaçan ama sizin içinizi paramparça eden birkaç sahne… Eğer bütün Pixar filmlerini izlemediyseniz bazılarının tadını kaçıracak birkaç detay görebilirsiniz, ama onları izlememiş olmak sizin suçunuz o yüzden yapabileceğimiz bir şey yok.

Oyuncaklar.TV Haftalık Katıl Kazan Yarışmasına Katılmak İçin Tıklayın

 

8. Sevimli Canavarlar’daki Veda

Aslında filmin tüm detayları içimizde duygusal volkanlar patlatmaya yeterli nitelikte. Filmin başında canavarları -ama içten içe hepimiz umutsuzca aşkı arayan korkunç birer canavar değil miyiz- görüyoruz, mali sıkıntılar içinde olan canavarları. Çalıştıkları sektör inişe geçmiş durumda ve kariyerleri risk altında. Tesadüfe bakın ki film aynı sebepten dolayı General Motors’un iflas bayraklarını çekmesinden 4 yıl sonra çıkıyor. Çok erken davrandın Pixar, o ailenin yaşadıkları diyalogları düşünesenize, “Anne, Mike da babam gibi başka bir şehre taşınıp başka bir işe başlayacak mı?” “Bu yepyeni bir dünya tatlım, Mike’ın ayak uydurmayı öğrenmesi gerekiyor.”

Boo’nun Kedicik ile sonsuzluk olarak görünen bir süre için vedalaştığı sahne Pixar filmleri ile çocuklar arasındaki ilişkiyi özetliyor gibi adeta. Boo’nun, o an ne olduğu hakkında hiçbir fikri yok ve Kedicik onu bir daha göremeyeceğini anlatmaya çalışırken oyuncak üzerine oyuncak çıkarıyor. Çocuklar Kedicik gibi bir arkadaş istedikleri için bu sahneyi üzücü bulabilir ama eşler ayrıldıysa o kişinin haftasonu sonunda çocuğundan ayrılması gerektiğinde hissettiklerini anlayabilir mi? Büyük ihtimalle hayır.

Mike’ın Boo’ya (ve izleyen bütün çocuklara) dediği gibi, “Git. Git ve büyü.”

7. Kayıp Balık Nemo’da Dory’nin Monoloğu

Kahramanın annesinin ölümü ile başlayan bir filmde daha da üzücü bir sahne olduğuna inanabiliyor musunuz? Nemo’nun annesinin ölümü üzücü tabi ama Disney tarafından yapılan bir film olduğu düşünülürse çok da şaşırtıcı değil (bakınız. Bambi) (veya Tarzan) (ya da Karlar Ülkesi) (aslında düşününce bütün Disney filmleri). Ve tabi Nemo kaybolduğunda çocuklar bile Marlin için üzülür, kendi çocukça şekillerinde. Ama Marlin’in yol arkadaşını bırakmak için yaptığı ayrılık konuşmasının değerini anlamazlar. Siz anlarsınız ama, tanıdık gelir.

Çünkü o anı yaşamışsınızdır.

“Lütfen gitme, lütfen. Kimse bu kadar uzun süre boyunca bana katlanmamıştı. Sana bakıyorum ve huzurluyum. Lütfen, bu hissin gitmesini istemiyorum. Dory, Marlin de üzgün ama bazen insanların, pardon balıkların farklı yollara gitmesi gerekir. Bir şeyin bir süre sürmesi onun sonsuza kadar süreceğini göstermez. Sorun sende değil, onda.

 

6. İnanılmaz Aile’deki Uçak Kazası

İnanılmaz Aile, ailenin ne demek olduğu ve potansiyelinin farkına varmakla ilgili bir film. Ayrıca toplum farklılığı sevmediği için ve herkes gibi olmaya çalıştığınız için o potansiyeli bastırmakla ilgili… İnanılmaz Aile aynı zamanda, hatta özellikle bu sahnede, savaştaki sonsuz şiddet ile de ilgili. Oh, uçak kazalarının eğlenceli ve heyecanlı olduğunu mu düşünüyorsun çocuğum? GERÇEKTEN BÖYLE Mİ DÜŞÜNÜYORSUN?

Helen (Anne) eşini kurtarmak için uçağı kullanırken iki çocuğunun daha uçakta olduğunu fark ediyor. Füzeler uçağa doğru yaklaşmakta ve o bağırıyor “Uçakta çocuklar da var. Bir daha söyle? Uçakta çocuklar da var.” Ama füzeler gelmeye devam ediyor. Çünkü savaşta ayrım yapılmaz. Sivil zayiatı olabilir. Gerçek hayatta sihirli lastik anneler yoktur.

Korkunç.

5.Wall-E’nin Son Sahnesi

Pixar’da birileri hala çocuklara hitap etmeye çalışıyor gibi görünüyor. Büyük olasılıkla paranın kokusu hala o taraftan geldiği için… Aksi takdirde Wall-E’nin parlak ışıklar ve ekranlarla kaplı, tombul insanlarla dolu bir uzay gemisinde geçiyor olması nasıl açıklanabilir ki?

Wall-E’nin açılış sahnesinde çöplerle kaplı arazileri temizleyip küpten yığınlar haline getirerek günlerini geçirmeye çalışmasından da anladığımız gibi, asıl anlatmak istediği hikaye bu değil.

Eve ile arasında bir bağ kuruluyor olabilir, ancak o yazılımının bir kölesi. Final sahnesinde Eve ona format atıyor ve onun yaptığı ilk iş, Eve’in varlığını umursamayıp işine geri dönmek oluyor. Çünkü o işiyle evli Eve. Onu ilk gördüğünde bunu biliyordun. Ve sen de mesleğine çok önem verirdin eskiden. Rüyalarını hatırlıyor musun Eve? Ve film bir şeyi göstererek bitiyor, Wall-E’nin Eve’i ve elini tuttuğunu fark etmesiyle. Ancak kariyeri için kim bilir ne kadar çabuk terk edecek onu?

Aşk karın doyurmuyor…

4. Yukarı Bak Filmindeki Köpeğin Olduğu Her Sahne

İzlediyseniz hatırlarsınız, film yürek parçalayacak bir hikaye ile açılıyor. 4 dakika içerisinde kahramanımız Carl ve eşi Ellie’nin evliliklerinin bir özetini izliyoruz. Finansal sıkıntılar ve kısırlıkla boğuşuyorlar ve Ellie’nin vefat edip Carl’ı yapayalnız bırakması ile sonlanıyor.

Ebeveynlerinin gözyaşı döktüğünü gören tüm çocuklar koltuklarında rahatsızca kıvranmaya mahkum bırakmışken ‘Yukarı Bak’ filminin burada duracağını düşünebilirsiniz. Zarar verildi verileceği kadar. Toparlanmak için bir süre vermesi ya da neşeli, gamsız bir balon macerası izletmesi gerekiyor değil mi?

Onun yerine film bize Dug’ı, konuşan köpeği, veriyor ki başta komik bir karakter gibi duruyor. Ama film ilerledikçe onun kendini iyimser olmaya zorladığını ve dünyanın köpekler için yeterince iyi olmadığını fark ediyorsunuz. Sizi sorgusuz sualsiz ve sonsuza kadar sevdiği için, korktuğu halde kapınızın önünde yatmaya devam edecek bir hayvan için dünya çok acımasız bir yer.

 

3. Oyuncak Hikayesi 3’te Andy’nin Vedası

Oyuncak Hikayesi 3’ü izleyen çocuklar kimi kendilerine en yakın buluyor biliyor musunuz? Bonnie’yi, istediği bütün oyuncakları olan ve onlarla istediği zaman oynayabilecek olan sevimli çocuğu. Sadece annesinin ona yaptığı yemekleri yemek için oynamaya ara veriyor, çünkü yapacak bir işi yok. Çocuklar da onunla bağ kuruyor haliyle. Şimdi şöyle ki, tatlı bir çocuk evet, ona karşılıksız olarak verilmiş şeylere biraz fazla yapışıyor.

Çocuklar böyle tabi. Bir saniye düşünmeden sizin olan herhangi bir şeyin kendilerine ait olduğunu ilan edebilirler.

Yetişkinler için ise durum farklı, biz Andy ile Woody arasında gidip geliyoruz. Ya terk edeniz ya da geride kalan. Arkadaşlarımızdan daha önce olgunlaşmak ya da olgunlaştığımızı sanmak nedir biliyoruz. En kötüsü de Andy üniversiteye gitmek üzere, bu demek oluyor ki kendi yemeklerini kendisinin yapmak zorunda olduğu aşamaya geçiyor. Bulunduğun güzel yerin değerini bil Bonnie/filmi izleyen çocuk. Çok hızlı geçecek zaman.

 

2. Cesur’da Merida’nın Betrohal’a Karşı Çıktığı Sahne

Yıllar süren erkek-odaklı filmlerden sonra Pixar Cesur filmini hazırladıklarını açıkladı, kahramanın kadın olduğu ilk filmlerini. Cinsiyet klişelerine karşı çıkan prenses, sağlam iradeli Merida ile feminist bir hikaye yazmaya karar verdiler. Bir kız olduğu için ona yüklenen zorunluluklara, özellikle de müttefiklerden birinin oğlu ile evlenmesi gerekmesine, karşı çıkıyor ve kendi yolunu çizmek, erkek kardeşleri ile aynı haklara sahip olmak istiyor. Küçük kızlar için harika bir mesaj değil mi?

Ancak, filmde Merida’nın feminist hareketleri vahim sonuçlar doğuruyor. Annesi ile olan bir kavgada “Özgürlük istiyorum!” diye bağırıyor, erken yaşta evlenen ve dünyanın bu şekilde ilerlemesini kabullenmiş annesi de “Peki özgürlüğün beraberinde getireceği ödemeye hazır mısın?” diye cevaplıyor.

Bedel ise bir cadının annesini ve kardeşini ayıya çevirmesi… Gerçek hayatta da kadınlar sürekli bu soruyu kendilerine sormuyor mu? Kira paylaşma ve vergilerin azalması gibi yararları olan bir erkek ile evlenmeliler mi yoksa tek başlarına yollarına devam mı etmeliler, erkekler dünyasında bir kadın olarak? Bedeli ödemeye hazırlar mı gerçekten?

Tüm Karakter Yazıları İçin Tıklayın

1. Ters Yüz’de Annenin Beyni

Filmde birçok yürek burkan an var. Taşınma, hayali arkadaşın ölümü, bütün mutlu çocukluk anılarının hüzünlü anılara dönüşmesi… Duygu gelgitleriyle dolu 90 dakikalık bir animasyon. Ama filmin en perişan eden sahnesi çocukların gözünden kolayca kaçabilecek bir detay. Yetişkinlerin gözünden kaçması da kolay olabilirdi, eğer Pixar’ın çıkardığı filmleri izlerken her an çıkabilecek bir felaket için tetikte olmasaydık yani.

Filmin ana karakteri Riley’yi filmin başında sadece neşe ve keyif duyguları idare ediyor, ancak film ilerledikçe diğer duygulara da yer açması gerekiyor, önceden görmezden geldiği üzüntüye de. Buraya kadar iyi, hoş. Çeşitli duygulara sahip olmak gayet sağlıklı, ayrıca Riley’nin genelde neşeli olacağını düşünmek için bütün sebeplere sahibiz değil mi? Ama öyle olmuyor.

Annenin beyninin içini gördüğümüz birkaç seferde fark ediyoruz ki kendisinde baskın duygu üzüntü, hatta genel olarak durumu üzgün (ve uzunca süredir de böyleymiş). Görünüşe göre Riley’nin geleceği de hüzün dolu olacak.

Çocukluk geçici ve sefalet maalesef ki hepimize doğru adım adım yaklaşıyor. İyi eğlenceler çocuklar.

 


Hasan Soycan
Hasan; dününde bir AFL’li, bugününde ise bir ODTÜ Makine Mühendisliği emekçi öğrencisidir. Oldukça uzun bir öğrenci topluluğu serüveninden sonra üniversite hayatına SmartsUnited asistanlığı, bolca ders, futbol ve Oyuncaklar.TV ile devam ediyor. Girişimcilik kültürü ve heyecanına duyduğu yoğun sempati, onu kariyerinde çok beklemeden kendi girişimini kurmak konusunda oldukça heveslendiriyor. Ayrıca, küçüklüğünde kurcaladığı bir sürü oyuncaktan olsa gerek, mekanik heykellere özel ilgi duyar.

Hasan is an AFL alumni, and today he endeavors as a student at METU Mechanical Engineering. After a pretty long student club experience, he continues his university life with an asistantship at SmartsUnited, plentiful of studying, football and Oyuncaklar.TV . Feeling attracted to the entrepreneurship culture and excitement, he has a lot of desire to found his own start-up as soon as possible in his career. Moreover; probably because of all the toys he fumbled around, he has a special interest in mechanical sculptures.
Benzer Yazılar
Bunlar da İlginizi Çekebilir
Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir